KADIN-ERKEK | Uzman Psikolog/Psikoterapist Sinan Gülsaçan

06 May 2013

admin  

Sevgili okurlar, sabırla okuyun lütfen sonuna kadar, tepkileri sonuna saklayın ricam:

Hikaye bu ya, bilgeye sorarlar:
“Üstad, bir çekişmedir gidiyor, kimdir ailenin başı…. erkek midir, kadın mı?”‘
Bilge tereddütsüz yanıtlar: “Elbette ki erkektir!”

Ahaliden yükselir sesler, bravolar, yuhlar karışık….

Bilge, boşuna bilge değil elbet, der ki: “Durun hele, sözüm bitmediydi. Evin başı elbette ki erkektir, ama boynu kadın. Boyun nereye isterse, döndürür oraya başı!”

Sizlerin de tezahüratlarını da ben duyuyor gibiyim; aslında mesele yoktur da ortada; aslolan kimin ne olup olmadığı değil, uyum içinde beraber yaşamaktır.

Tedavilerimizde ister istemez kadın-erkek ikilemi gündeme gelir, kah ana problem olarak, kah başka dertlerin çözümsüzlüğüyle ilgli.
Her iki cinsin, kişiye göre karakter özellikleri değişiktir, yani cinse özel değil, kişiye özel değerlendirmek gerekir, malumunuz. Ancak insanoğlunun genelleme, sınıflama, adını koyma gibi ihtiyaçları vardır her nedense; biz de “istatistik” saptamalara göre değerlendirelim, cinsler arasındaki farklılıkları:

Erkek, heyecan ister, sabit kalma yerine sefere çıkmak….
Kadın, huzur ister, maceralı seferler yerine, güvenli bir liman….

Erkeğin cinsiyet sembolü (araba markası, Volvo’nun da) ♂ daire ve sağ-üst, yanı kuzeydoğu yönünde bir ok’tur. Çağrışımı fırlayıp gitmek, hedefi vurmak. vesaire.

Kadın’ın cinsiyet sembolü ♀ , yani limana demirlemiş bir gemi çağrışımı, sakinlik, güvenlik, vesaire.

Aile içinde araba almak isteyen erkek, eve yatırım isteyen kadındır çoğunlukla.
Kadın, “anne” potansiyeliyle, kendine ve yavrularına güvenli ortam, erkekse durmadan seferlere çıkabileceği arabayı yenilemek ister.

Erkeğin türünü, soyunu sürdürme güdüsü de diyebileceğimiz, cinsel dürtüsü, en ufak uyaranda, mesela bir bayanın endamında, coşmaya, bazen de  eşinden başka kadınlarla nefsini gidermeye zaafı olabilir. Zaten her iki cinste de nefsi harekete geçiren testesteron hormonu, erkekte malum çok daha fazla ve etkindir. (Bayanlarda ise daha derin hisler ve güven duygusu zaman içinde gelişir.)

Basit gözüken aldatmaların arkasında, erkeğin neslin devamına hizmet ettiği düşünülen, temel biyolojik dürtülerinin, insani değerlerle dizginlenememesi olabilir. Erkeğin tekrar tekrar yasak elmayı ısırmasının ardında, genlerindeki bu dürtüsünü, vijdani, ahlaki, dini, kısacası “insan”i erdemlerle bastıramaması olarak da görebiliriz.

Aldatmanın sorumluluğu elbette aldatandadır, ancak bazı ilişkilerde şu mısralardaki ikilemi hissederiz:
”Aslında kalandır terkeden,
Giden de bu yüzden gitmiştir zaten…”

Psikiyatrik yaklaşımda, suçlu veya masum kavramlarından çok, uyum yada maduriyet kavramlarından yola çıkarız. Bu bağlamda, erkeğin mesela hakaret ya da şiddet gösterme ortalamasının kadınlara nazaran daha yüksek olması, suçluluk sorumluluğunun yanında, zayıflık göstergesi de olabilir; zaten beyniyle, diliyle meselelerini çözemeyen erkek, eline ve beline yüklenmez mi?

Bayanların, hayal kırıklıkları, kızgınlıklarını ifade şekli, erkeğinki kadar bariz, ortada olmaktansa, uzun vadeli, çok hamleli, bir süreçte gizli kalabilir. Zaten eğitimde de verilmez mi bu özellikler: Atabek hocamızın deyişiyle: Bastırılmış kadınlık, kışkırtılmış erkeklik….

Korkarım bu yazımla her iki cinsiyetin cephesinden de hücuma uğrayacağım,
ama kalem bu, durmuyor ki…

Sinan Gülsaçan, psychiater-psychotherapeut, Stichting Zorginstelling Together

Yorumlar

  1. OZLEM says:

    Iyi gunler sinan bey ben ozlem benim piskolog yardima ihtiyacim var size bu numaradan ulasmak istedim ama cikmadi 010 266.0130 bi ara delft de calistiginizi duyum aldim ama elimde ulasmak icin hic bi telefon numarasi yok bu konuda yardimci olursaniz sevinirim

  2. Metin Görcan says:

    Severek okudum. Bu yararlı yazı için sağolun. Türkiye’den selamlar, saygılar.